DÜNYANIN BÜTÜN ELEKTRONİKÇİLERİ, ÜRETİN


Kaybedecek enerjilerinizden başka şeyiniz yoktur.

Amatör ve küçük elektronik üreticileri, tüketimsiz hazırda bekleme üniteli elektronik cihazlar ve bütün elektrikli aletlerin takılabileceği uzaktan kumandalı açma/kapama kutuları üretin.

Fikir bana aittir. Tek isteğim ve beklentim yaygın şekilde kullanılarak enerjinin gereksizce heba olmasına son verilmesidir.

Biri veya birilerince patentinin alınıp alınmadığını bilmiyorum, araştırmadım. Eğer alınmışsa fikir hırsızlığı saydığımdan kesinlikle o patenti yok sayıyor, bu hırsızlığa engel olmak için dünyanın dört bir yanında mümkün olduğunca çok kişi tarafından üretilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bilemiyorum, belki de ilgisiz birilerince bambaşka hesaplarla tozlu raflardan birine tıkılmıştır tüketimsiz uzaktan kumanda fikri.

Kim bilir bilgisayarımda cirit atanlardan biri fark edip el koymuştur fikre.

Her ne olduysa oldu 5 yıldır tek bir cihaz üretilmedi.

Bu üretilmeme durumunu sona erdirmenin tek bir yolu var bence:

Dünyanın dört bir yanındaki amatörler ve küçük atölyelerce olabildiğince çok ve yaygın şekilde üretilmesi.

Bu yüzden diyorum ki:


Bağır bağır bağırıyorum,

koşun,

'Yemişim patentini' isyanına çağırıyorum.


                Eyüp Şeker




YETER ARTIK



‘5 WATT TÜKETMEK ŞART MI?’ başlıklı yazıyı 07 Kasım 2007 tarihinde yazıp internete koymuş, fikrin herkese açık olduğunu duyurmuştum.

Fikri önce Vestel’le Arçelik’e sayfalarındaki mesajla göndermiş, “Bunun Profilo’su var osu var busu var. Böyle olmaz, en doğrusu internette yayınlayıp herkese açık olduğunu duyurmak” kararıyla daha sonra detaylı bir yazıyı internete koymuştum.

Ne Vestel’den ne de Arçelik’ten herhangi bir yanıt geldi.

Bir süre sonra Arçelik ‘SIFIR TÜKETİMLİ TV’sinin reklamlarını yayınlamaya başladığında epeyce sevinmiştim fakat başka hiçbir yerden ses seda çıkmayışı canımı sıkıyordu. Uzun süre belli başlı yerli yabancı firmaların sayfalarını takip ettim. Usanıncaya kadar…

Milliyet gazetesinde görmüştüm sanırım; Arçelik’in ‘Sıfır tüketimli TV’ buluşuyla ilgili yazıyı okuyunca içim burkulmuş, “Hiç olmazsa bir yerlerde bir şekilde ismimi anamaz mıydınız” yorumunu göndermiştim. Bir süre sonra ürün reklamları kesilmiş, Sıfır Tüketimli TV tanıtımları internetten de kaldırılmıştı. Arçelik neden üretimi durdurdu bilmiyorum ama üretilmeyişine, ismimin anılmamasından daha fazla üzüldüğümü itiraf etmeliyim.

Mütevaziliği bir kenara bırakacağım: En başından itibaren ‘Sıfır tüketimli Stand-by’ fikrinin muhteşem olduğunu ve ‘VAMPİR IŞIK’ denen uzaktan kumanda belasına son verip cihazların elektrik tüketimini sıfır sayılacak seiyeye, yani pillerin şarj seviyesine indireceğini biliyordum. Neredeyse 5 yıldır anlamsız enerji harcamasına çare ortalıkta dururken tek bir cihaz üretilmeyişi insanı kahrediyor.

Aslında daha en başında patentini almamakta yapmıştım hatanın büyüğünü. “Bu fikir herkese açıktır, işe yarayacağını düşünen alıp serbestçe kullanabilir” salaklığını yapmasam çuvalla para da kazanacaktım. Şimdi ise, sıfır tüketimli cihazlar yerine elde var sıfır.

İnternet denen kayıt merkezi asla unutmayacağına göre, Arçelik’e ve Vestel’e gönderdiğim mesajlar ortadadır. Sorun nedir, bir ihtilaf varsa nereden kaynaklanmaktadır, farklı nedenlerle birileri mi üretimi engellemektedir bilemiyorum. Bu her ne ise bir an önce çözülmeli ve ‘SIFIR TÜKETİMLİ BEKLEME ÜNİTESİ (STAND-BY)’ takılı cihazların üretilmesi sağlanmalıdır. Dünyanın başına bela olan küresel ısınma gerçeği böylesine kendisini dayatırken ‘Bekleme Ünitelerinin’ anlamsızca enerji yutması kabul edilebilir mi?

Yararı tartışmasız olan ‘Sıfır Tüketimli Açma Kapama (Stand-by) Anahtarı’ patentinden kazanç beklememek en yakışandır, en asil davranıştır.

Bunca yıl heba olup gitti, satılamayan cihazlar da cabası.

Fikir herkesin olmalı, en yoksulundan en zenginine herkes alıp serbestçe üretebilmelidir. 



Eyüp Şeker




HADDİNİ BİLMEZ CAHİL AKILSIZ YOBAZLAR

Allah’ı Peygamber’i korumak ne haddinize ki verdiği canı almak için kafa keseceksiniz!

Sözde savunduklarınıza en büyük zararı verenler, en büyük kötülüğü yapanlar, sizler gibi haddini bilmez cahil akılsız yobazlardır.   

“Anlayamıyorum” dedi diye can alınır mı?

En çoğu çağırır, “Gel bakalım, neyi anlayamıyorsun?” der doğrusunu öğretirsin.

Cellatlığın aalemi var mı!



                 Eyüp Şeker



MÜJDELER OLSUN ŞAHSIMA



Nihayet işe yarar bir ışıklı Türkçe klavye buldum ve de ‘Yakın gözlükleri nerde’ kıvranmalarına takılmadan yazabiliyorum artıkın.

Başta biraz eften püften bulmama rağmen çok sevdim A4TECH ışıklı klavyeyi. Boşluklu tuşları da yazmayı rahatlaştırıyor.

Yanicime misler gibiyim artıkın.

Bütün yaşasınlar bana di mi ama.


Eyüp Şeker



BAŞGÜDÜCÜ VE TETİKÇİLERİ İÇİN GAZETECİ OLMAYAN PAUL AUSTER’E ÇAKMA MALZEMESİ

Öyle kazmadır ki, unu soğanı şekeri bulunca soğan turtası yapmaya girişmiş ve…

Nasıl ama, çakın durun gari…

Eyüp Şeker



MAHALLE KAHVESİ DEĞİLDİR DÜNYA


Vura vura federislamı kuranların kontrolsüzce yuvarlanış sürecinde ‘Desinler’ müptelalarına en başından beri her alanda uygulanan “Ver gazı, bas pompayı” uygulamalarının en esaslı en olgunlaşmış meyvelerini toplama aşamasına gelinmiş gibi gözüküyor.

Eyüp Şeker



YERÇEKİMİ YASASI, BİLMEYENLERİ DE BİLİP DE UMURSAMAYANLARI DA UMURSAMAZ


Yapıştırır.

Yapısı 'Al-Sat'çılığa dönüştürülen sanayimizin başındaki büyük devlet büyüğümüz, Samsung gibi dünya devlerine öğüt veriyor: “Küreselleşin”

Ve kartını uzatırken ekliyor: “Sıkıştığınız yer olursa çekinmeden arayın”

Böylesine uçan ve uçuran büyük şahsiyetlerimiz olduğu müddetçe uçmayıp da ne yapacağız!

Durmak yok, uçmaya devam.

Unutulmamalı…

Doğa yasaları inanç meselesi değildir.

Umursamaz, çarpar, yok eder…

Ya da…

Geliştirir, evrimleştirir.

İnanılıp inanılmaması umurunda değildir hiç birinin.


Eyüp Şeker


MAVRALARDA TADINA DOYULMAYAN ŞU TEZEK


Tadına doyulmaz mavra malzemesi tezek yine baş tacı edilsin geyiklerde, bir sakıncası yok ama dönüşebilecek her şey enerjiye dönüştürülürken…

Teorik olarak mümkünse de tezekle demir çelik fabrikası çalıştırılmaz, fakat ayaklar altına düşen tezekler sayesinde büyük sanayi tesislerine enerji sağlayan santrallerin kapasitesi ve sayıları çok azaltılabilir.

Atık veya çöp, akar veya uçar, az veya çok, küçük ya da büyük demeksizin enerjiye dönüştürülebilecek her şeyi değerlendirmektir yapılması gereken. Sadece kirleticileri ortadan kaldırmayıp daha pek çok yarar sağlayan bu yaklaşımdır işte kalın kafalarımıza yerleşmesi gereken.

Unutulmamalı…

Boklamak kolaydır çok daha fazlasını barındırdığı görmezden gelinen tezeği.

Unutmamalı…

Daha düne kadar çöpler başa bela sayılıp gözden uzak bir yerlere atılarak kurtulmaya çalışmaktı tek bilinen. Ama daha büyük bela olarak geri döndükleri kafalara dank etmeye başladığında çare ve çözüm aramakla kalmayıp ısrarla diretenler sayesinde bugün artık çöplerin başa bela değil kazanç kapısı olduğu anlayışı hızla yerleşik hale geldi, geliyor.

Günümüzün anlayışı ise; atık eşittir besin.

Zira böyle olmak zorunda, zira başka çare yok, zira doğanın çalışma sistemi de bu.

Tek yapılması gereken, atıkları besine dönüştürmenin basit ve ucuz yöntemlerini bulmaktan ibaret.

Bilinmeli…

“Taş devri taş bittiği için bitmedi. Şimdi de daha yararlı alternatif enerji kaynakları yüzünden terk edilecektir fosil yakıtlar” (Encyclo Channel)


Eyüp Şeker






DOLMA MÜPTELALIĞI



Alıştırıldı nasılsa, yine yutacak çaresizce 3. Köprü dolmasını yurdum koyunları. Kaçarı var mı, yutmasa da yutturulacak…

Bakıma alınacak 1. Köprü’ye 3. Köprünün alternatif olacağı kuyruklu bir palavra. Hem de en acayibinden… Çünkü çaresiz bile olsalar insanların onca yolu gidip 3. Köprüyü kullanmaları mümkün değil. Kimsenin ne o kadar masrafı kaldıracak hali, ne de vakti var. Kim sabah akşam 80-100 km fazladan yol gider. Tabii delirmemişse…

Akılcı ve yararlı olan, raylı taşımalı 3. Köprüyü 1. ile 2. arasına veya aynı bölgede hızlı şekilde yapmaktır. 3. Köprü denilen kuzey köprüsü de yapılır veya ondan sonraya bırakılır. Tabii amaç trafiği rahatlatmaksa, kentin geleceğini düşünmekse, insanların havasını suyunu düşünmekse…

Yok, amaç üzüm yemek değil bağcı dövmekse o ayrı mesele. Yine dövülür bağcı, yine çürür üzümler, yurdum koyunları da çıldırmaya devam eder trafikte. Kentin göbeği taşınır su ve oksijen bölgelerinin göbeğine, her bir karışı kaplanır güzel güzel betonlarla, uçurulur iyiden iyiye memleket, yine yola devam edilir durmaksızın, geçirilir hülyalar hayata, araziler de dönüşür dünyalıklara.

Nurlu ufuklar adına çıkılan yolda, ‘Nükleer santral şart’ dolması uğruna güneş ve rüzgar gibi alternatif sistemler teşvik edilmeyince, gelindi ‘Tasarruflu beyaz eşya alın’ kampanyaları düzenleme aşamasına.

Ve karanlığın tehdidi belirmeye başladı ufuktan.  

Ve korkarım 3. Köprü yapılacaktır bu şehri İstanbul’a…

NOT: İçimden bir ses, 3. köprüyü ‘Bizim Çalık’ın yapacağını söylüyor. Neden acaba?


Eyüp Şeker





“TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR”


Nasılsa.

Büyük adamlar dünyalıklarla dünyayı hallederken, aleni ustalıklarla sergileniyor ustalıklar.

“Çok güzel şeyler oluyor”cuların belirttiği gibi çok güzel şeyler gittikçe hızlanarak olmayı sürdürüyor.

Ne mutlu “Çok güzel şeyler oluyor”larla uçuşanlara.

Herkes bu uçuşanlar gibi değil ki, bünyeleri “Çok güzel şeyler oluyor”ları kaldırmadığından “Çok güzel şeyler oluyor”larla uçuşamayıp sersem sepelek bakınıyorlar.

Ne etsinler, ustalıklara malzeme olmamak için, “Millet böyle istiyor” sığınağıyla apaçık, gözlere sokarak, kafalara vurarak sergilenenleri öylece izliyorlar.

Ustalar ustalıkları sergilemesin de ne yapsın!

Geçtik ciğeri, bütün kasap emanet edilirse kediye, dönmez mi deliye!

Çok güzel şeyler oluyor.



Eyüp Şeker